Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
aikido düşüncesi
15-05-2010, 10:29 AM
Mesaj: #1
aikido düşüncesi
Bir gün Tokyo'da hayatımın dönüm noktalarından birini yaşadım. Bir bahar gününün öğleden sonrası idi ve tren oldukça boştu ; çocuklarıyla alışverişe çıkmış birkaç ev kadını yaşlı iki üç çift vardı vagonda. Tren istasyonlarda duruyor, pek inen binen olmuyordu. Bir istasyonda içeriye avazı çıktığı kadar bağıran sarhoş, pis, leş gibi kokan amele kılıklı biri geldi. Sendeleye sendeleye içeri girdi, üzerinde kusmuk kurumuştu ve ekşi ekşi kokuyordu. Önüne çıkan ilk kişiye - bu kucağında bebek taşıyan bir kadındı - bir yumruk salladı. Kadın geri çekildiği için yumruk omzuna isabet etti ve onu vagonun öbür ucundaki yaşlı bir çiftin kucağına savurdu. Yumruğun bebeğe gelmemesi bir mucizeydi. Yaşlı bir kadın kalkıp sarhoştan uzaklaşmaya çalışırken adam ona da bir tekme savurdu, kadın tekmeden kaçarken sarhoş "seni pis o.." diye küfrediyordu. Vagonun ortasındaki demiri yerinden çıkarmak istedi ; sağ elinin kanadığını gördüm. Herkes korkuyla sinerken o kime saldıracağını kestirmek üzere etrafa göz attı.

Oturduğum yerden kalktım. O zaman bir doksan boyunda, 100 kilo ağırlığında, günde sekiz saat aikido eğitimi gören biriydim. Kendime güvenim tamdı. Henüz gerçek dövüş içinde kendimi denememiştim. Aikido hiçbir zaman bir saldırı aracı olarak kullanılmamalıydı ; hocam bana sürekli olarak aikidonun bir barış gücü olarak kullanılmasını, ancak başkalarını korumak gerekirse dövüşme aracı olarak kullanılacağını söylemişti. Aikido çatışmayı çözmek için kullanılır, çatışma yaratmak için değil, derdi hocam. Hocama saygım o kadar yüksekti ki, birkaç kere, sokak serserileriyle kavga etmemek için kaldırım değiştirdiğimi hatırlıyorum. Fakat içimden, "şöyle haklı bir durum çıksa da, başkalarını haksız yere rahatsız eden, zayıfları ezen biri üzerinde bildiklerimi bir uygulasam" arzusu geçerdi.

?şte dedim ; şimdi bildiklerimi uygulamanın tam sırası. Bu terbiyesiz hem sarhoş, hem küfürbaz, hem de kadınlara ve çocuklara karşı saldırgan küstahın teki. Ona haddini bildirmezsem, şimdi bir masumun canını yakacak. ?çim rahat olarak onun pestilini çıkartabilirim.

Beni ayakta görünce şöyle bir baktı ve "bu yabancı piçinin Japonlara nasıl saygı gösterildiği konusunda bir derse ihtiyacı var" diye ağzından tükürükler saçarak konuştu. Ben onu kızdıracak şekilde vagonun tavanındaki demirden tutmuş hafif hafif ayaklarım üzerinde sallanıyordum. Ona, önemsemeyen, küçümseyen bir şekilde baktım. Bu herifin leşini serecektim. Büyük ve cüsseliydi, ama sarhoştu ve kızgındı. Ben soğukkanlıydım, çok iyi eğitilmiştim ve ne yapacağını iyi bilen birinin güveni içindeydim.

"Sana bir ders vereyim de hiç unutma, pez..." diyerek üzerime yürüdü. Hiç yerimden kıpırdamadım. Bana saldırmak üzere tam tavrını aldı. Neye uğradığını anlayamayacaktı.

O bana saldırmadan birkaç saniye önce, biri, "Hey!" diye ona seslendi. Yüksek, tiz bir sesti, ama kendine güvenli ve neşeli birine ait olduğu hemen anlaşılıyordu. Bir şey bulmuş birinin "bak ne buldum" diyen ton çınlıyordu bu seste. Hem ben, hem sarhoş döndük ve bu küçük ihtiyar adamı gördük. Yetmiş yaşlarında olmalıydı, kimono ve hakaması içinde tertemiz giyimli biriydi. Bana hiç bakmıyordu, ama sarhoş işçiye, sanki onunla önemli bir sırrı paylaşacakmış gibi gözlerinin içi gülerek bakıyordu.

"Buraya gel" diye eliyle işaret etti, "buraya gel ve benimle konuş". Sarhoş sanki kendine ip bağlanmış bir kukla gibi yaşlı adamın yanına gitti. Önünde durdu, yukarıdan şöyle bu küçük yaşlı adama baktı ve "Ne istiyorsun içi kurumuş adam bozması, dokunsam seni yıkarım" dedi. Sarhoş yaşlı adama saldırmaya kalksa onu hemen altıma alacaktım. Ama yaşlı adam gözlerinin içi hiç korkusuz, "ne içiyordun sen arkadaşım?" diye gülerek ona sordu.

"Saki içiyordum, maymun yüzlü moruk. Benim ne içtiğimden sana ne?" diye yaşlı adama hakaret etti. Yaşlı, " O, çok güzel. Gerçekten çok güzel, çünkü ben sakiyi severim. Her akşam üstü ben ve karım - o şimdi yetmiş altı yaşında- biraz saki ısıtır, bahçemize büyükbabamın öğrencilerinin onun için yaptığı divan üzerine oturur, yavaş yavaş sakimizi içeriz. Günün batışını seyreder ve hurmalarımıza bakarız. Geçen yılki soğuktan hurmalarımız hırpalandı. Benim büyükbabamın dedesi o hurmayı dikmişti. Sakimizi içerek hurmaya bakarız, güneşin batışını izleriz." Güler yüzle, bir dostun diğeriyle konuşmasındaki rahatlık ve sevecenlikle sarhoşun yüzüne bakıyordu.

Sarhoş yaşlı adamın söylediği şeylerin ayrıntılarını takip etmeye çalışırken yüzü yumuşamaya başladı. Sıkılı yumrukları gevşedi ve yaşlı adam sözünü bitirince, "Ben de saki severim" dedi. Ve sesi yavaş yavaş yumuşadı, eski haşinliğini kaybetti.

Yaşlı adam, "Evet ve eminim senin de harika bir hanımın vardır. "

Sarhoş hüzünlü hüzünlü başını sallamaya başladı, "Hayır, bende karı yok, aile yok." Trenin sallantısına uyan bir baş sallamasıyla sözünü tekrar etti, "benim eşim yok, ailem yok." Biraz durdu ve biraz önceki haliyle hiç uymayacak bir yumuşak sesle, "Ne karım var, ne evim var, ne elbisem var ; param yok, alet edevatım yok, yatacak yerim yok, kendimden utanıyorum." Koca sarhoş hıçkıra hıçkıra ağlarken bütün bedeni sarsılıyordu. Onun üstündeki kısımda bir reklam, bir oturma beldesinin konforlarından bahsediyordu. Reklamın dediği ve şu anda gözümün önünde yer alan manzara tam bir ironi idi. Bu ironi beni çok etkiledi. Birdenbire kendimden utandım. Temiz elbiselerimden ve 'bu dünyayı demokrasi için güvenli bir yer yapma tutumumdan utandım ; kendimi o sarhoştan daha fazla kirli ve aşağılık hissettim.

Yaşlı adam, "Vay vay, gerçekten kötü şanssızlık olmuş" diyerek onu anlayışla dinledi. Ama, onun mutlu ve coşkulu gözleri yine aynı idi."Gel şuraya otur, hadi bakalım bana hepsini anlat."

Bu esnada tren ineceğim istasyona gelmişti. ?stasyon çok kalabalıktı ve kapı açılır açılmaz insanlar trenin içine hücum ettiler. Vagondan dışarı çıkarken yeniden arkama dönüp baktım ; sarhoş işçi bir çuval gibi banka yığılmış ve yaşlı adamın kucağına başını koymuştu. Yaşlı adam kurumuş kusmuklu başı okşuyordu ; gözlerinde anlayış ve şefkat vardı.

Tren istasyondan ayrılırken oradaki bir banka oturup, bu yaşantıyı yeniden gözden geçirmek istedim. Benim kasla ve kemikle başarmaya çalıştığımı yaşlı bir adam gülümseme, anlayış ve şefkat dolu birkaç cümle ile başarmıştı. Gerçek aikidoyu şimdi gördüğümü anladım ; kurucusunun dediği gibi aikido bir uzlaşma sanatı idi, bir dövüş aracı değil. Kendimi ahmak, saldırgan ve kaba hissettim. Bu olaydan sonra tamamıyla farklı bir anlayışla aikido çalışması yapmam gerektiğini anlamıştım.

Terry Dobson
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
19-05-2010, 11:18 AM
Mesaj: #2
RE: aikido düşüncesi
(15-05-2010 10:29 AM)ozguncan gumrah Yazılan:  Bir gün Tokyo'da hayatımın dönüm noktalarından birini yaşadım. Bir bahar gününün öğleden sonrası idi ve tren oldukça boştu ; çocuklarıyla alışverişe çıkmış birkaç ev kadını yaşlı iki üç çift vardı vagonda. Tren istasyonlarda duruyor, pek inen binen olmuyordu. Bir istasyonda içeriye avazı çıktığı kadar bağıran sarhoş, pis, leş gibi kokan amele kılıklı biri geldi. Sendeleye sendeleye içeri girdi, üzerinde kusmuk kurumuştu ve ekşi ekşi kokuyordu. Önüne çıkan ilk kişiye - bu kucağında bebek taşıyan bir kadındı - bir yumruk salladı. Kadın geri çekildiği için yumruk omzuna isabet etti ve onu vagonun öbür ucundaki yaşlı bir çiftin kucağına savurdu. Yumruğun bebeğe gelmemesi bir mucizeydi. Yaşlı bir kadın kalkıp sarhoştan uzaklaşmaya çalışırken adam ona da bir tekme savurdu, kadın tekmeden kaçarken sarhoş "seni pis o.." diye küfrediyordu. Vagonun ortasındaki demiri yerinden çıkarmak istedi ; sağ elinin kanadığını gördüm. Herkes korkuyla sinerken o kime saldıracağını kestirmek üzere etrafa göz attı.

Oturduğum yerden kalktım. O zaman bir doksan boyunda, 100 kilo ağırlığında, günde sekiz saat aikido eğitimi gören biriydim. Kendime güvenim tamdı. Henüz gerçek dövüş içinde kendimi denememiştim. Aikido hiçbir zaman bir saldırı aracı olarak kullanılmamalıydı ; hocam bana sürekli olarak aikidonun bir barış gücü olarak kullanılmasını, ancak başkalarını korumak gerekirse dövüşme aracı olarak kullanılacağını söylemişti. Aikido çatışmayı çözmek için kullanılır, çatışma yaratmak için değil, derdi hocam. Hocama saygım o kadar yüksekti ki, birkaç kere, sokak serserileriyle kavga etmemek için kaldırım değiştirdiğimi hatırlıyorum. Fakat içimden, "şöyle haklı bir durum çıksa da, başkalarını haksız yere rahatsız eden, zayıfları ezen biri üzerinde bildiklerimi bir uygulasam" arzusu geçerdi.

?şte dedim ; şimdi bildiklerimi uygulamanın tam sırası. Bu terbiyesiz hem sarhoş, hem küfürbaz, hem de kadınlara ve çocuklara karşı saldırgan küstahın teki. Ona haddini bildirmezsem, şimdi bir masumun canını yakacak. ?çim rahat olarak onun pestilini çıkartabilirim.

Beni ayakta görünce şöyle bir baktı ve "bu yabancı piçinin Japonlara nasıl saygı gösterildiği konusunda bir derse ihtiyacı var" diye ağzından tükürükler saçarak konuştu. Ben onu kızdıracak şekilde vagonun tavanındaki demirden tutmuş hafif hafif ayaklarım üzerinde sallanıyordum. Ona, önemsemeyen, küçümseyen bir şekilde baktım. Bu herifin leşini serecektim. Büyük ve cüsseliydi, ama sarhoştu ve kızgındı. Ben soğukkanlıydım, çok iyi eğitilmiştim ve ne yapacağını iyi bilen birinin güveni içindeydim.

"Sana bir ders vereyim de hiç unutma, pez..." diyerek üzerime yürüdü. Hiç yerimden kıpırdamadım. Bana saldırmak üzere tam tavrını aldı. Neye uğradığını anlayamayacaktı.

O bana saldırmadan birkaç saniye önce, biri, "Hey!" diye ona seslendi. Yüksek, tiz bir sesti, ama kendine güvenli ve neşeli birine ait olduğu hemen anlaşılıyordu. Bir şey bulmuş birinin "bak ne buldum" diyen ton çınlıyordu bu seste. Hem ben, hem sarhoş döndük ve bu küçük ihtiyar adamı gördük. Yetmiş yaşlarında olmalıydı, kimono ve hakaması içinde tertemiz giyimli biriydi. Bana hiç bakmıyordu, ama sarhoş işçiye, sanki onunla önemli bir sırrı paylaşacakmış gibi gözlerinin içi gülerek bakıyordu.

"Buraya gel" diye eliyle işaret etti, "buraya gel ve benimle konuş". Sarhoş sanki kendine ip bağlanmış bir kukla gibi yaşlı adamın yanına gitti. Önünde durdu, yukarıdan şöyle bu küçük yaşlı adama baktı ve "Ne istiyorsun içi kurumuş adam bozması, dokunsam seni yıkarım" dedi. Sarhoş yaşlı adama saldırmaya kalksa onu hemen altıma alacaktım. Ama yaşlı adam gözlerinin içi hiç korkusuz, "ne içiyordun sen arkadaşım?" diye gülerek ona sordu.

"Saki içiyordum, maymun yüzlü moruk. Benim ne içtiğimden sana ne?" diye yaşlı adama hakaret etti. Yaşlı, " O, çok güzel. Gerçekten çok güzel, çünkü ben sakiyi severim. Her akşam üstü ben ve karım - o şimdi yetmiş altı yaşında- biraz saki ısıtır, bahçemize büyükbabamın öğrencilerinin onun için yaptığı divan üzerine oturur, yavaş yavaş sakimizi içeriz. Günün batışını seyreder ve hurmalarımıza bakarız. Geçen yılki soğuktan hurmalarımız hırpalandı. Benim büyükbabamın dedesi o hurmayı dikmişti. Sakimizi içerek hurmaya bakarız, güneşin batışını izleriz." Güler yüzle, bir dostun diğeriyle konuşmasındaki rahatlık ve sevecenlikle sarhoşun yüzüne bakıyordu.

Sarhoş yaşlı adamın söylediği şeylerin ayrıntılarını takip etmeye çalışırken yüzü yumuşamaya başladı. Sıkılı yumrukları gevşedi ve yaşlı adam sözünü bitirince, "Ben de saki severim" dedi. Ve sesi yavaş yavaş yumuşadı, eski haşinliğini kaybetti.

Yaşlı adam, "Evet ve eminim senin de harika bir hanımın vardır. "

Sarhoş hüzünlü hüzünlü başını sallamaya başladı, "Hayır, bende karı yok, aile yok." Trenin sallantısına uyan bir baş sallamasıyla sözünü tekrar etti, "benim eşim yok, ailem yok." Biraz durdu ve biraz önceki haliyle hiç uymayacak bir yumuşak sesle, "Ne karım var, ne evim var, ne elbisem var ; param yok, alet edevatım yok, yatacak yerim yok, kendimden utanıyorum." Koca sarhoş hıçkıra hıçkıra ağlarken bütün bedeni sarsılıyordu. Onun üstündeki kısımda bir reklam, bir oturma beldesinin konforlarından bahsediyordu. Reklamın dediği ve şu anda gözümün önünde yer alan manzara tam bir ironi idi. Bu ironi beni çok etkiledi. Birdenbire kendimden utandım. Temiz elbiselerimden ve 'bu dünyayı demokrasi için güvenli bir yer yapma tutumumdan utandım ; kendimi o sarhoştan daha fazla kirli ve aşağılık hissettim.

Yaşlı adam, "Vay vay, gerçekten kötü şanssızlık olmuş" diyerek onu anlayışla dinledi. Ama, onun mutlu ve coşkulu gözleri yine aynı idi."Gel şuraya otur, hadi bakalım bana hepsini anlat."

Bu esnada tren ineceğim istasyona gelmişti. ?stasyon çok kalabalıktı ve kapı açılır açılmaz insanlar trenin içine hücum ettiler. Vagondan dışarı çıkarken yeniden arkama dönüp baktım ; sarhoş işçi bir çuval gibi banka yığılmış ve yaşlı adamın kucağına başını koymuştu. Yaşlı adam kurumuş kusmuklu başı okşuyordu ; gözlerinde anlayış ve şefkat vardı.

Tren istasyondan ayrılırken oradaki bir banka oturup, bu yaşantıyı yeniden gözden geçirmek istedim. Benim kasla ve kemikle başarmaya çalıştığımı yaşlı bir adam gülümseme, anlayış ve şefkat dolu birkaç cümle ile başarmıştı. Gerçek aikidoyu şimdi gördüğümü anladım ; kurucusunun dediği gibi aikido bir uzlaşma sanatı idi, bir dövüş aracı değil. Kendimi ahmak, saldırgan ve kaba hissettim. Bu olaydan sonra tamamıyla farklı bir anlayışla aikido çalışması yapmam gerektiğini anlamıştım.

Terry Dobson

aslında hepimizin ders alması gereken çok güzel bir hikaye ancak hiç yorum atan olmamış gördüğüm kadarıyla. savaş sanatlarını sevmediğimiz insanları dövmek için kullanma gayemiz yok dimi? :-P
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
20-05-2010, 07:44 PM
Mesaj: #3
RE: aikido düşüncesi
bu tip sporlara genelde dayak yememek için ,ya da dayak yiyenler başladığından fazla "saldırm problemi , sorunu yoktur!...

hiperaktifler hariç!...

harbi müsabıklar için zaten bir sorun yoktur!...Smile

ancak, üzerinde durulması gereken ana nokta:

" döğüş disiplinlerinin en pik (üst) noktada olanları ,inkişaf edenleri "tarihteki süreçlerde eğlence amacına hizmet eden ring disiplinleri " olmuştur !...

imajiner, hiyerarşik, sosyal dernek statüsünde olanlar değil !...Cool
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
03-07-2010, 03:42 AM
Mesaj: #4
RE: aikido düşüncesi
(20-05-2010 07:44 PM)ercan gürgöze Yazılan:  bu tip sporlara genelde dayak yememek için ,ya da dayak yiyenler başladığından fazla "saldırm problemi , sorunu yoktur!...

hiperaktifler hariç!...

harbi müsabıklar için zaten bir sorun yoktur!...Smile

ancak, üzerinde durulması gereken ana nokta:

" döğüş disiplinlerinin en pik (üst) noktada olanları ,inkişaf edenleri "tarihteki süreçlerde eğlence amacına hizmet eden ring disiplinleri " olmuştur !...

imajiner, hiyerarşik, sosyal dernek statüsünde olanlar değil !...Cool


Bu sözlerinizden hiç birşey anlayamadım,ben aikidoya başlamak istiyorum,biraz daha açabilirmisiniz*?
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
03-07-2010, 04:08 AM
Mesaj: #5
RE: aikido düşüncesi
(20-05-2010 07:44 PM)ercan gürgöze Yazılan:  bu tip sporlara genelde dayak yememek için ,ya da dayak yiyenler başladığından fazla "saldırm problemi , sorunu yoktur!...

hiperaktifler hariç!...

harbi müsabıklar için zaten bir sorun yoktur!...Smile

ancak, üzerinde durulması gereken ana nokta:

" döğüş disiplinlerinin en pik (üst) noktada olanları ,inkişaf edenleri "tarihteki süreçlerde eğlence amacına hizmet eden ring disiplinleri " olmuştur !...

imajiner, hiyerarşik, sosyal dernek statüsünde olanlar değil !...Cool

bi de wtcilere diyorsunuz diğer stilleri hor görüyorlar diye....
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
03-07-2010, 05:52 AM
Mesaj: #6
RE: aikido düşüncesi
şöyle açıklayalım:

"bi tarafta "bol sükseli, kuşaklı, pırpırlı , aidatları yüksek sosyal klüp çerçevesinda, ağzı bol ve sağlam laf yapan hiyerarşik disiplinler , ve diğer tarafta " salaş ,ucuz aidatlı, elemanları kontak disiplinlerde boy gösteren ,ama sosyal klüp statüsüne kavuşamamış , ama son derece etkin ,reel gariban sistemler...SmileCool
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
03-07-2010, 06:06 AM
Mesaj: #7
RE: aikido düşüncesi
(03-07-2010 05:52 AM)ercan gürgöze Yazılan:  şöyle açıklayalım:

"bi tarafta "bol sükseli, kuşaklı, pırpırlı , aidatları yüksek sosyal klüp çerçevesinda, ağzı bol ve sağlam laf yapan hiyerarşik disiplinler , ve diğer tarafta " salaş ,ucuz aidatlı, elemanları kontak disiplinlerde boy gösteren ,ama sosyal klüp statüsüne kavuşamamış , ama son derece etkin ,reel gariban sistemler...SmileCool

:-)
bence böyle düşünmeyin hocam. sizlerin klüpleriniz neden kazanmasın ki? kazanmalı bence. bence savaş sanatlarından - hangi stil olursa olsun - türkiyede ki insanlar ne zaman ki bir futbolcu kadar para kazanmaya başlar o zaman bu iş ilerler... yaptığımız iş çok zor bir iş ve bu emeklerimizin karşılığını her disiplinde almalıyız. o zaman zaten gelişip daha iyi oluruz.

örneğin salonunuzda ki sporcular kendilerine yetmekten öte gerçekten hayat standartlarını yükseltcek kadar iyi kazansa kendini tamamen bu spora - disipline adar ve daha da geliştirir. yeri gelir besin desteğine başlar yeri gelir farklı disiplinlere geçer kendinde mix eder...

haksız mıyım?

bence burda özellikle birbirimizin stillerine laf etmektense bir ülke içersinde yanyana bulunan bir aile olduğumuzu hissederek bunun için çalışmalıyız. savaş sanatlarını türkiyede futbolun yerine götürmeliyiz.

bakın bazı aikido dojolarında ebmas eğitimi veriliyor. benzer şeyler neden olmasın. özgür baş hocanın salonunda bjj wt kick box-muay thai var mesela. ortaklaşa çalışılırsa çok güzel şeyler olacağı kanaatindeyim ben.
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
03-07-2010, 06:24 AM
Mesaj: #8
RE: aikido düşüncesi
(03-07-2010 06:06 AM)ozguncan gumrah Yazılan:  
(03-07-2010 05:52 AM)ercan gürgöze Yazılan:  şöyle açıklayalım:

"bi tarafta "bol sükseli, kuşaklı, pırpırlı , aidatları yüksek sosyal klüp çerçevesinda, ağzı bol ve sağlam laf yapan hiyerarşik disiplinler , ve diğer tarafta " salaş ,ucuz aidatlı, elemanları kontak disiplinlerde boy gösteren ,ama sosyal klüp statüsüne kavuşamamış , ama son derece etkin ,reel gariban sistemler...SmileCool

:-)
bence böyle düşünmeyin hocam. sizlerin klüpleriniz neden kazanmasın ki? kazanmalı bence. bence savaş sanatlarından - hangi stil olursa olsun - türkiyede ki insanlar ne zaman ki bir futbolcu kadar para kazanmaya başlar o zaman bu iş ilerler... yaptığımız iş çok zor bir iş ve bu emeklerimizin karşılığını her disiplinde almalıyız. o zaman zaten gelişip daha iyi oluruz.

örneğin salonunuzda ki sporcular kendilerine yetmekten öte gerçekten hayat standartlarını yükseltcek kadar iyi kazansa kendini tamamen bu spora - disipline adar ve daha da geliştirir. yeri gelir besin desteğine başlar yeri gelir farklı disiplinlere geçer kendinde mix eder...

haksız mıyım?

bence burda özellikle birbirimizin stillerine laf etmektense bir ülke içersinde yanyana bulunan bir aile olduğumuzu hissederek bunun için çalışmalıyız. savaş sanatlarını türkiyede futbolun yerine götürmeliyiz.

bakın bazı aikido dojolarında ebmas eğitimi veriliyor. benzer şeyler neden olmasın. özgür baş hocanın salonunda bjj wt kick box-muay thai var mesela. ortaklaşa çalışılırsa çok güzel şeyler olacağı kanaatindeyim ben.

Rolleyes Shy
Smile

Let's be truthful, fighting in general is all the same. You either strike or grapple. The difference appears in how you learn how to fight.
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
04-07-2010, 02:03 AM
Mesaj: #9
RE: aikido düşüncesi
Bence aikido kendini savunma problemi olanlar için kısa vadede etkili değil ama felsefik bir derinliği yönü var ve uzun süre yapanlar da bu yüzden yapıyor..zaten kendini bir kavgada savunmak zihinsel ruhsal bir farklılıktır her insanda bulunmaz,içinde cesaret yoksa hangi sistemi çalışırsan çalış faydasız,ayrıca aikido sabır ve metanet istediği için insan eleyen bir sistem bunun yanında yapısı gereği eklemlerle uğraşmak çok tehlikeli olabileceğinden belli kültürel sosyal altyapıya sahip olmayan insanların katılmaması isteniyor ve o yüzden aidatlar biraz yüksek diye düşünüyorum,son olarak benim düşüncem ne olursanız olun eşit şartlardaki bir döğüşte döğüşün süresi orta halli bir aikidocuya el kol yada bir tek parmağınızı kaptırıncaya kadar devam ettirebilirsiniz,sizi tuttuğu andan itibaren dövüş bitmiştir ve tüm bedeninize sahiptir artık varoluşunuz veya yokoluşunuz onun merhametine kalmıştır ama bu durumda korkmayın o merhamet duygusu aikidonun özünde mevcut..yani bu son anlattığım da serbest bir dövüşte oluşabilecek bir ihtimaldir.
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
04-07-2010, 03:48 AM (Bu Mesaj 04-07-2010 03:52 AM değiştirilmiştir. Değiştiren : he-man.)
Mesaj: #10
RE: aikido düşüncesi
(04-07-2010 02:03 AM)QUETZ Yazılan:  Bence aikido kendini savunma problemi olanlar için kısa vadede etkili değil ama felsefik bir derinliği yönü var ve uzun süre yapanlar da bu yüzden yapıyor..zaten kendini bir kavgada savunmak zihinsel ruhsal bir farklılıktır her insanda bulunmaz,içinde cesaret yoksa hangi sistemi çalışırsan çalış faydasız,ayrıca aikido sabır ve metanet istediği için insan eleyen bir sistem bunun yanında yapısı gereği eklemlerle uğraşmak çok tehlikeli olabileceğinden belli kültürel sosyal altyapıya sahip olmayan insanların katılmaması isteniyor ve o yüzden aidatlar biraz yüksek diye düşünüyorum,son olarak benim düşüncem ne olursanız olun eşit şartlardaki bir döğüşte döğüşün süresi orta halli bir aikidocuya el kol yada bir tek parmağınızı kaptırıncaya kadar devam ettirebilirsiniz,sizi tuttuğu andan itibaren dövüş bitmiştir ve tüm bedeninize sahiptir artık varoluşunuz veya yokoluşunuz onun merhametine kalmıştır ama bu durumda korkmayın o merhamet duygusu aikidonun özünde mevcut..yani bu son anlattığım da serbest bir dövüşte oluşabilecek bir ihtimaldir.

İşte yüzyılın hatasıSmile

Tekvando'da karate'de judo'da bizi başarıyla temsil eden insanlar bahsettiğiniz kritirlere uymayan yerlerden çıkmış insanlardır

Bugün boks muay thai kick boks gibi oldukça sert sporlarla uğraşan insanların geneli sizin tarifinize uymaz,büyük çoğunluğu ya küçük yaşlarda çalışmaya başlamıştır yada hayat şartları onları zamanla normalden daha fazla çalışmaya ve tiyatro,sinema gibi yada haftada 1 kitap okumak gibi güzel işler yapamamaya itmiştir ama onlar asla antremanlarda gidip serserilik yapmazlar,birbirlerinin ağızları yüzlerini kıracak insanlar değillerdir.

evde kitap okunan bi ailede dünyaya gelen şanslı bi insan olmanız sizi kavganın parasızlığın olduğu bi evde dünyaya gelen bi insandan üstün yapmaz,belki aranızda şartlar yüzünden bi fark olabilir ama işte o da zamanla o insana kapaları kapatmak yerine şans verilirse hızla kapanır,kimse kimseden değerli değildir.

Bunlar,sizlerden koparılan yüksek aylık ücretlere kılıf uydurmak için bazı insanların ortaya attıkları saçma sapan iddialardırSmile

İstanbulda Sensei Cevdet Çinerin okulu var ve çok az aylık ücret karşılığında aikido eğitimi veriyorlar,daha kimsenin ''belli sosyal kültürel alt yapıya sahip olmayan'' insanlar tarafından sakat bırakıldığını veya öldürüldüğünü duymadım.

Bu arada eşit dövüşten kastınız nedir =)

Sokak hiç bi zaman eşit olmaz,eşitlik ve kurallar ringte olur ama orayada aikidocular çıkmıyor.

Öğrendiğimiz dövüş sanatı sadece eşit şartlarda işe yarıyorsa yanarız,çünkü hiç bi zaman şartlar eşit olmayacak,ya daha güçlü yada daha güçsüz olucaz ve genellikle malesef daha güçsüz oluyoruzSmile

Eğer insanları, düşündükleri şeye inandırırsanız sizi severler. Gerçekten düşündürürseniz ise, sizden nefret ederler.

Cool
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  AİKİDO NE KADAR ETKİLİ? QUETZ 64 8,055 03-09-2010 02:36 AM
Son Mesaj: yudansha
  Bas Rutten'in ağzından aikido neden ringde işe yaramaz darkknight 3 409 21-08-2010 10:29 AM
Son Mesaj: Yamabushi
  Aikido da vuruşlar Gölge 2 583 28-05-2010 06:20 AM
Son Mesaj: Yamabushi
  O sensei den aikido tanımı ozguncan gumrah 0 285 15-05-2010 10:31 AM
Son Mesaj: ozguncan gumrah
  Aikido kursu Pence 2 1,118 08-04-2010 08:40 AM
Son Mesaj: samurai
  Forumda hiç Aikido'cu yok mu? derkrieger 10 1,095 08-04-2010 08:37 AM
Son Mesaj: samurai
  Aikido'ya ilgi duyanlara güzel bir dojo tavsiyesi vehbi 9 2,498 16-02-2010 02:35 AM
Son Mesaj: abdulhamit

Forum Atla:

İletişimMücadele Sporları | Kicboks, Muay Thai, Taekwondo, Judo, Aikido, Wing Tsun, MMA, BJJYukarıya dönİçeriğe DönHafifleştirilmiş SürümRSS Beslemesi